21.1.10

Trabzon Belediyesi 8. Ulusal Karikatür Yarışması albümü

Trabzon Belediyesi'nden 14.01.2010 tarih damgalı PTT kargo ile yollanan "Dereleri Kirletmenin Binbir Yolu" konulu 8. Ulusal Karikatür Yarışması albümü bugün adresime teslim edildi. 22x24.3 cm ölçülerindeki ciltli albüm 104 sayfa. 2009 yılı Trabzon basımlı bu görkemli kataloğun sanat yönetmenliğini Adnan Taç, dizgi ve tasarımını ise Bülent Sümer üstlenmiş.
Kum rengi, dokulu görünümlü kağıda basılan albümde özellikle boş alanı çok olan benimki gibi çalışmalar daha bir dolgun fon kazanarak netlikle ortaya çıkıyorlar. Mehmet Kahraman'ın bant karikatür formatındaki üçlemeli, kusursuz siyah-beyaz grafik çalışması, Kenan Böğürcü'nün çevre sorunlarına da eğilmeleri gerektiğini büyüklere hatırlatan sünnet çocuğu figürü ile geleneksel kültürü değerlendiren karikatürü, Murteza Albayrak'ın kirlenmeden barajları sorumlu tutan, heykelsi yapılı baraj dolgusu yaklaşımı, Orhan Zafer'in bilimkurgusal gelecekçi tarzdaki işi ile Ozan Soydan'ın minyatür biçeminde ürettiği ilginç eseri dikkat çekici, alışılmışın dışında bakış açılarını yansıtan, yenilikçi çalışmalar.
Benim ilk elde akla gelebileceğini birkaç çizer arkadaşla yaptığımız sohbetlerde belirttiğim, kilim gibi kenarından kaldırılıp altına çöpün süpürüldüğü dere motifini Ankara'dan çizer dostumuz Burak Ergin kullanmış ama teknik olarak saydam ve dalgalı su görüntüsünü ustalıkla ve başarıyla işlemiş doğrusu. Kürşat Zaman'ın deredeki balıkları kovalayan su canavarı görünümündeki fabrika imgesini kullandığı karikatürü de - eğer benzeri var denmediyse (!) - bence jürinin dikkatinden kaçmış ama capcanlı, karabasan atmosferli bir film karesi gibi etkileyici bir çalışma. Ali Bulca ve Hakan Keleş'in eserleri de karikatürün grafik dilini rahatlıkla kullanan işler olarak öne çıkıyor.
Mehmet Zeber'in kirliliği ormansızlaşmaya bağlayan çalışması maalesef yatay yerine dikey kullanılmış. Genelde ise yarışma konusu bölgede bulunmayan (pars gibi) kimi hayvan figürlerinin katılan karikatürlerde kullanılması biraz yadırgatıcı geldi bana.
Ülkemizde birkaç ilimizin yerel yönetimleri bir sanat dalı olarak karikatüre özel bir önem veriyor ve gerçekleştirdikleri sergi ve yarışmalarla, özellikle yayınladıkları albümlerle bu dalın eleştirici ve o ölçüde yararlı ve tanıtıcı özelliğini değerlendiriyorlar. Trabzon Belediye Başkanı Dr Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu, konumuz olan albümün giriş yazısında, "Trabzon Belediyesi üzerine düşeni yaparak özelde Trabzonlu sanatçılara, genelde ülke sanatçılarına düzenlediği sergi ve yarışmalarla destek olmaya devam edecektir" diyerek bu alandaki katkılarının süreceğini belirtmektedir. Bu destek ifadesi ve "Dereleri Kirletmenin Binbir Yolu" karikatür albümü, tanıtımın ve yararlı eleştirinin önem ve gerekliliğini hissettirme bakımından örnek niteliktedir.
Yarışmada ödül kazanan eserler için bkz:
http://www.karikaturculerdernegi.org/detay.asp?id=7743
Albümde, ödül kazanan ve bu yazı içinde adı geçen sanatçılardan başka şu çizerlerin karikatürleri yer alıyor:
Şevket Yalaz, Yüksel Kaya, Birol Çün, Cemalettin Güzeloğlu, Altan Özeskici, Ergül Aktaş, Ayşe Işın, Engin Selçuk, Mustafa Bora, Ümit Müfit Dinçay, Uğur Pamuk, Aşkın Ayrancıoğlu, Yüksel Cengiz, Ahmet Ümit Akkoca, Yalçın Eroğlu, Tayyar Özkan, Ruhi Bulduk, Sait Coşar, İbrahim Tuncay, Salih Kütükçü, Nuri Bilgin, Mustafa Yıldız, Hamza Gül, Hülya Şahin, Sadık Pala, Mehmet Selçuk, Lütfü Çakın, Muammer Bilen, Nuhsal Işın, İsmail Kar, Çiğdem Demir, Eda Karaabdurrahmanoğlu, Aytur Şahinbay, Musa Keklik, Ekin Özeskici, Satılmış Akın, Selim Tanrısever, Ayhan Şen, Özkan Olcay, Serpil Kar, Erdem Sevindik, Büşra Nur Cengiz, Orhan Onuk, Zülal Ceren Abay.

Mehmet Kahraman

Kenan Böğürcü

Murteza Albayrak

Orhan Zafer

Ozan Soydan

Burak Ergin

Kürşat Zaman

Hakan Keleş

Kemal Özyurt.

1 yorum:

kenan dedi ki...

Yazmaya üşendiğimiz meseleler zamanla birikiyor.Özellikle bu yarışmadan sonra daha iyi anladım ki,verilen konunun ucunun ne kadar açık olması gerektiği konusu tartışılmaya değer.Örneğin konu derelerse bunun ucu şelaleye kadar varabilir mi?Zira birinci eserde espri kurgusu dere üzerine değil şelale üzerine kurulmuştu ve başka bir jüri tarafından 'konuya vakıf değil veya konuya uzak' değerlendirmesiyle ilk elenenler arasında olabilirdi.Eğer verilen konunun şartlandırıcı ve sınırlandırıcı etkisi zorlanacaksa bunu katılımcıları zihni bir tuzağa düşürmeden açıkça yapmak gerekmez mi?'Dereleri kirletmenin binbir yolu' yerine 'Suları kirletmenin' denseydi böylesi bir tuzağa düşmeyecek ve Şelale fikrini yadırgamayacaktık.Bu arada benim eserim kesinlikle dereceye girmeyi haketmiyordu.Albümü inceleyince bunu daha iyi anladım.Belki sadece bir tebessüm uyandırabilir.